MAKALELER-13
YOLSUZLUKLA
MÜCADELE ALANINDA TÜRKİYE DENEYİMİ
Derleyen
R. Bülent TARHAN
Uluslar arası Anlaşmalar
Türkiye;
taraf olduğu uluslar arası anlaşmalardan “ OECD Uluslararası
Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin
Önlenmesi Sözleşmesi”ni 1 Şubat 2003 tarihinde onaylamış ve
sözleşme 6 Şubat 2003 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından
27 Ocak ve 4 Kasım 1999 tarihlerinde kabul edilen “Yolsuzluğa
Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi” ve “Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku
Sözleşmesi” de 4852 ve 5065 sayılı kanunlarla kabul edilmiştir.
“Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı BM Sözleşmesi,” 15 Kasım
2000 tarihinde Palermo'da imzalanmış; 30.1.2003 tarih ve 4800
sayılı Kanunla onaylanmıştır. “Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin
Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına
İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 27 Eylül 2001'de imzalanmış,
henüz onaylanmamıştır. 9-11 Kasım 2003 tarihleri arasında
Meksika’nın Merida kentinde imzaya açılan “Birleşmiş Milletler
Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi” de Türkiye tarafından imzalanmıştır.
Türkiye’nin çok sayıdaki önerisi anılan sözleşme metnine girmiş;
Türkiye’nin önerilerinden olan “Özel Sektörde Zimmet” maddesi
ilk defa bir uluslar arası sözleşme metninde yer almıştır.
(Sözleşmenin Türkçe çevirisi www.bmder.org.tr adresinde yer
almaktadır.)
Söz konusu uluslar arası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerimizden
şu ana kadar -ağırlıklı olarak- OECD anlaşmasına uygun düzenlemeler
yapılmıştır.
Bu çerçevede 2.1.2003 gün ve 4782 sayılı Kanunla Türk Ceza
Kanununun 4, 211 ve 220 nci maddeleri ile Devlet İhale Kanunu
ve 4208 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılmıştır.
1.3.1926
tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasında yer alan “bu Kanunun” ibaresinden sonra
gelmek üzere “211 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 213,”
ibaresi eklenmiş ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bunlar
hakkında yabancı bir ülkede daha önce hüküm verilmiş olsa
bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yeniden yargılama
yapılır. Ancak, fiil yabancı paraların taklidine veya 211
inci maddenin üçüncü fıkrası ile 213 üncü maddenin uygulanmasına
ilişkin olduğu takdirde yabancı ülkede daha önce hüküm verilmiş
ise Türkiye’de kovuşturma yapılmaz”.
Türk
Ceza Kanununun 211 inci maddesine aşağıdaki fıkra üçüncü fıkra
olarak eklenmiştir:
“Yabancı
bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idarî veya
adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının memur
veya görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte
görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticari işlemler
nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız
bir menfaatin elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan
veya dolaylı olarak birinci fıkranın öngördüğü menfaatlerin
teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır.”
Türk
Ceza Kanunu’nun mülga 220 nci maddesi aşağıdaki şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
“Bu Fasılda yer alan rüşvet verme suçları, tüzel kişilerin
yetkili temsilcileri tarafından işlendiğinde, bunlar cezalandırılmakla
beraber tüzel kişi hakkında da suçla elde edilen menfaatin
iki katından üç katına kadar ağır para cezasına hükmolunur.”
8.9.1983
tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 85 inci maddesinin
dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Türk
Ceza Kanununun İkinci Kitabının Üçüncü Babının Üçüncü Faslında
yer alan rüşvet verme suçu ile 339, 340 ve 342 nci maddelerine
göre, bu Kanun kapsamındaki suçlar nedeniyle haklarında tekerrür
hükümleri uygulananlar, mesleklerini icradan men olunurlar
ve herhangi bir ad altında müteahhitlik yapamazlar.”
Eylem Planları
57 nci Hükimet döneminde sivil toplum kuruluşlarının ve Dünya
Bankası’nın da katkılarıyla sürdürülen çalışmalar sonucunda
Bakanlar Kurulu’nun 12.01.2002 tarihli 2002/3 sayılı prensip
kararı ile yolsuzlukla mücadeleye ilişkin esaslı unsurları
da kapsayan toplam 22 maddelik Türkiye’de Saydamlığın Artırılması
ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi isimli bir eylem
planının uygulamaya konulması kabul edilmiştir.
58 nci Hükümet döneminde hazırlanan Acil Eylem Planı’nın 5
nci maddesinin 1/d bendi de yolsuzlukla mücadeleye ayrılmıştır.
TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Raporu
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve
Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu
(10/9) yaklaşık altı aylık bir çalışma sonucunda çeşitli alanlarda
saptanan yolsuzlukları belgeleriyle açıklayan toplam 1112
sayfadan oluşan bir rapor yazmış ve bu rapor TBMM Genel Kurulunda
okunmuştur. Bu rapordaki öneriler doğrultusunda bir çok eski
bakan ve bir başbakan hakkında Meclis Soruşturma komisyonları
kurulmuştur. Raporun 149 sayfadan oluşan ilk bölümünde sistem
analizleri ve çözüm önerileri yer almıştır. Bu bölümün sonuç
kısmı yasama, yürütme, yargı alt başlıkları altında toplam
55 çözüm önerisini içermektedir.
(Komisyon
Raporunun tam metnine www.bmder.org.tr adresinden ulaşılabilir.)
Diğer Kanun Çalışmaları
12.12.2003 tarihli, 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda yapılan düzenlemeler ile
batık bankalardan alacakların tahsili ve tahsilatların hızlandırılması
amaçlanmıştır.
Kamu Mali Yönetimi ve Mali Kontrol Kanunu bütçe ve harcama
disiplini yönünden Avrupa Birliği normlarına da uygun hükümler
içermektedir.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve uygulama yönetmeliği yürürlüğe
girmiştir.
Tasarılar
Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı ve Kamu Etik Kurumu Kurulması
Hakkında Kanun tasarıları TBMM’nin ilgili komisyonlarında
görüşülmektedir.
Ülkemizin yolsuzlukla mücadele alanında yaptığı çalışmalardan
en önemlileri, araştırmacılara kolaylık sağlamak amacıyla
aşağıda da kronolojik sırayla verilmiştir.
-19 Nisan 1990 - 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması,
Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu yürürlüğe girdi.
- 1 Şubat 2000 - OECD Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı
Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi 4518
sayılı Kanunla onaylandı
.
- 24 Mart 2001 – İçeriğinde yolsuzlukla mücadeleyle ilgili
öncelikli hedeflerinde yer aldığı Avrupa Birliği Müktesebatının
Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması,
Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar kabul edildi.
- 16 Mayıs 2001 - Etkin Yönetim ve Yolsuzlukla Mücadele Yönlendirme
Komitesi ve bu Komiteye yardımcı olmak üzere bir çalışma grubu
oluşturuldu.
-12 Ocak 2002 - Türkiye’de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda
Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı Bakanlar Kurulu
Kararı ile kabul edildi.
-16 Kasım 2002 - Yolsuzlukla mücadeleye ilişkin hususların
da yer aldığı 58. T.C. Hükümeti Acil Eylem Planı açıklandı.
-2 Ocak 2003 - Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin
Önlenmesi İçin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
4782 sayılı Kanun kabul edildi.
-17 Nisan 2003 - Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Avrupa Konseyi
Sözleşmesi 4852 sayılı Kanunla onaylandı.
-10 Aralık 2003 - Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi
Türkiye tarafından
imzalandı.
-14 Ocak 2004 - Yolsuzluğa Dair Ceza Hukuku Avrupa Konseyi
Sözleşmesi 5065 sayılı Kanunla onaylandı.
ÖNEMLİ YOLSUZLUK OLAYLARI
2002-2004 tarihleri arasında gerçekleştirilen önemli yolsuzluk
olaylarının hemen hemen tamamına TBMM Yolsuzlukları Araştırma
Komisyonu Raporunun tetkikiyle ulaşılabilir.
YAPILMASI
GEREKENLER
Adalet
Bakanlığı tarafından bir Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi Tasarısı
taslağı hazırlanmışsa da, söz konusu taslak, yukarıda sözü
edilen uluslar arası anlaşmaların hükümlerini karşılamaktan
uzak görünmektedir. Örneğin, Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla
Mücadele Sözleşmesinin 6ncı maddesi özerk bir yolsuzlukla
mücadele birimi kurulmasını hükme bağladığı halde taslakta
buna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Nüfuz suistimali,
kayırmacılık (klientelizm) gibi suçların taslak kapsamında
sayılmaması da eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca,
2531 sayılı Kamu Görevinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler
Hakkında Kanun, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında
Kanun gibi kimi yasa hükümlerinin günümüz koşullarına uydurularak
Yolsuzlukla Mücadele Kanunu kapsamında bütüncül bir anlayışla
ele alınması uygun olacaktır.
Öte
yandan, yürütülecek düzenleme çalışmaları sırasında sadece
uluslar arası sözleşmelerin değil; Avrupa Konseyi’nin Yolsuzlukla
Mücadelede Rehber İlkeler ( Guiding Principles for Fight Against
Corruption / Council of Europe ) Avrupa Birliği’nin Aday Ülkelerde
Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesine İlişkin On İlke
( Ten Principles for Improving the Fight Against Corruption
in the Candidate Countries / European Union ) Avrupa Konseyi’nin
Kamu Görevlileri İçin Davranış Kuralları ( Codes of Conduct
for Public Officials / Council of Europe ) isimli belgelerin
de dikkate alınması gerekmektedir
Meksika’nın
Merida kentinde 09-11 Aralık tarihleri arasında imzaya açılan
ve Türkiye tarafından da imzalanan Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla
Mücadele Sözleşmesinin 6 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında:
“Taraf
Devlet, iç hukuk sisteminin temel ilkelerine uygun olarak,
aşağıdaki yollarla yolsuzluğun önlenmesi için uygun birim
ya da birimlerin varlığını sağlayacaktır:
a)
Bu Sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen politikaları uygulamak
ve uygun görülen hallerde bu politikaların uygulanmasını koordine
ve kontrol etmek;
b)Yolsuzluğun önlenmesi hakkında bilgiyi arttırmak ve yaymak.”
Denildikten sonra, ikinci fıkrasında:
“Her Taraf Devlet, iç hukuk sisteminin temel ilkelerine uygun
olarak, bu maddenin 1. fıkrasında belirtilen birim ya da birimlere,
görevlerini etkin bir biçimde ve gereksiz etkilerden uzak
olarak yerine getirebilmeleri için gerekli özerkliği tanıyacaktır”
hükmü yer almaktadır.
Avrupa Komisyonu uzmanlarınca hazırlanan 5.9 milyon Euro tutarlı
projede de bir yolsuzlukla mücadele biriminin kurulması önerilmektedir.
Gerekirse GRECO’dan da (Yolsuzlukla Mücadele İçin Avrupa Devletler
Grubu) yardım talep edilmesi suretiyle Hong Kong’daki ICAC
(Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu) veya Avrupa Birliği’nin
teftiş ve soruşturma birimi OLAF tarzı bir yapılanmaya gidilmesinin
uygun olacağını düşünülmektedir.
3628
sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanunu, yolsuzlukla mücadelede yetersiz kalmaktadır.
Bu nedenle, söz konusu kanunun özellikle mal bildirimi sürelerine
ve denetimine ilişkin hükümlerinin uygulanabilir ve izlenebilir
şekilde yeniden düzenlenmiş maddelerini, 4208, 2531 ve 1156
sayılı Kanunların revize edilmiş biçimlerini, Sermaye Piyasası
Kanunu gibi özel kanunların yolsuzluk sayılan fiillere dair
ceza hükümlerini, Türk Ceza Kanununun yolsuzluk kapsamında
sayılabilecek düzenlemelerini, yolsuzluk fiillerinden elde
edilecek gelirlerin zapt ve müsaderesi ile yargılama usullerini,
muhbir ve tanık koruma programlarını ve konuyla ilgili tüm
çağdaş hükümleri bir arada toplayacak ve böylece bu konudaki
mevzuat dağınıklığını giderecek bir Yolsuzlukla Mücadele Kanunu
tasarısı hazırlanmalıdır.
|