MAKALELER-16

Yolsuzlukla Mücadelenin Yol Haritası (11.12.2004 Cumartesi, ZAMAN Gazetesi)

R. Bülent TARHAN
Başbakanlık Müfettişleri Derneği Başkanı


Uluslararası Saydamlık Örgütü'nün yayımladığı 2004 Yılı Yolsuzluk Algılama Endeksi'ne (CPI) göre, Türkiye 149 ülke arasında Benin, Mısır, Mali ve Fas'la birlikte 77'nci sırada yer almakta.

Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün (Transparency International) yayımladığı 2004 Yılı Yolsuzluk Algılama Endeksi’ne (CPI) göre, Türkiye 149 ülke arasında Benin, Mısır, Mali ve Fas’la birlikte 77’nci sırada yer almaktadır. TESEV, TÜSİAD, TOBB, İstanbul Barosu, Beyaz Nokta Vakfı gibi sivil inisiyatiflerin yaptığı saha araştırmaları yolsuzluğun boyutuyla ilgili önemli bulgular içeriyor.

Yaygın yolsuzluğun yarattığı toplumsal çürümenin ve bozulmanın yanı sıra; devletin elinde bulunan ekonomik kaynakların, kamu yararı yerine, yolsuzluklar sonucunda elde edilen bireysel çıkarlar için kullanılmış olmasının, ekonomide de ciddi hasarlar meydana getirdiği açıktır.

Uluslararası Para Fonu tarafından yapılan bir araştırmaya göre; TI’nin ‘yolsuzluk algılama endeksi’ndeki bir puanlık (olumsuz artış), kişi başına GSMH’de yüzde 0,3 ile 1,8, yatırımların GSMH’ye oranında yüzde 1 ile 2,8 ve yoksulların gelirinde yüzde 2 ile 10 arasında düşüşe neden olmaktadır. Yolsuzluk algılama endeksindeki 1 puanlık azalmanın diğer olumsuz etkileri; kamu eğitim harcamalarının GSMH’ye oranında yüzde 0,7, kamu sağlık harcamalarının GSMH’ye oranında yüzde 0,6 ile 1,7 arasında azalmaya, bebek ölüm oranlarında ise binde 1,1 ile 2,7 arasında artışa yol açmasıdır.

Bu satırların yazarının da uzman sıfatıyla görev yaptığı TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu raporunun yazımı sırasında -2002 yılı verileri ve yukarıdaki rakamlar itibarıyla- yaptığımız bir hesaplamaya göre; Türkiye’nin, 9,7 puanla 1’inci sırada yer alan Finlandiya ve 24’üncü sıradaki 6,4 puanlı Bostwana ile karşılaştırılması yapıldığında, şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: Ülkemiz; Finlandiya düzeyinde olsaydı, 497,7 trilyon lira tutarında daha fazla eğitim harcaması ve 278,7 trilyon lira tutarında da daha fazla hastane ve sağlık harcaması yapabilecekti. Botswana düzeyinde olsaydık; eğitim harcamaları için 245 trilyon lira ve sağlık harcamaları için 137,2 trilyon lira daha fazla ödenek ayrılabilecekti. 1999 yılında yaşanan Marmara depremi nedeniyle tüm dünyadan ve Türkiye’den toplanan “hibe” niteliğindeki yardımların toplamının -üstelik faizleriyle- birlikte 160 trilyon Türk Lirası olduğu düşünülürse, sadece eğitim ve sağlık alanlarındaki bu tespitlerin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Yolsuzluğa karşı işbirliği şart!

Yolsuzluk “sorunu” ile ilgili en yalın tespit, M.S. 1020-1086 yılları arasında yaşamış olan Çinli reformist Wang An Shih tarafından formüle edilmiştir. Wang An Shih’e göre yolsuzluğun iki temel kaynağı mevcuttur:
- Kötü kanun,
- Kötü insan.

Unutulmamalıdır ki, kötü kanunları yapan ve bu kanunları uygulayan da insandır. Ülkelerin tarihsel ve kültürel değerleriyle evrensel kriterler arasındaki açık farklılıklara karşın yolsuzluk olgusunu açıklayan ve evrensel bir niteliğe sahip temel unsur ‘kişisel çıkar’; yani yolsuzluğun insanî boyutudur. Kötü yönlendirilen kişisel çıkarın yaygınlaşması halinde ciddi toplumsal bozulmaların meydana gelmesi ve kaynakların israf edilmesi kaçınılmazdır.
Yukarıdaki tespit; yolsuzlukla mücadelede birinci önceliğin, tüm yaygın ve örgün eğitim olanaklarından yararlanılarak insanın bilinçlendirilmesine; yani eğitime verilmesi gerektiğini kanıtlamaktadır.

Yolsuzlukla mücadelenin üç ana unsuru olan; eğitim, önleme ve soruşturma birbirini tamamlayan fonksiyonlar olup yolsuzlukla mücadele arayışlarında gelinen en son nokta bu üç fonksiyonun bütünsellik içinde bağımsız ve özerk bir yolsuzlukla mücadele birimi tarafından yürütülmesidir. Bu birimin en gelişmiş örneklerine -ICAC (Independent Comission Anti Corruption) adı altında- Hong Kong, Güney Kore, Avusturalya ve Yeni Zelanda’da rastlanmaktadır. Makedonya, Slovenya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerde, bu birimin; Ulusal Komisyon, Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu gibi adlar altında; Botswana’da Yolsuzlukla Mücadele Genel Müdürlüğü adı altında, Malezya’da Yolsuzlukla Mücadele Ajansı (ACA), Arjantin’de Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OAC) gibi adlar altında örgütlendiği görülmektedir. Avrupa Birliği’nin de OLAF kısa adıyla anılan bir yolsuzluk ve sahtecilikle mücadele birimi mevcuttur.
Meksika’nın Merida kentinde 09-11 Aralık tarihleri arasında imzaya açılan ve Türkiye tarafından da imzalanan Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde, taraf devletlere, “yolsuzlukla mücadele politikalarını uygulamak, koordine ve kontrol etmek”; “yolsuzluğun önlenmesi hakkında bilgiyi artırmak ve yaymak” amaçlarıyla özerk birimlerin kurulması yükümlülüğü getirilmektedir. Gerek Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin altıncı maddesinde, gerekse Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2004 yılı Türkiye Düzenli Raporu’nda bu birimin, bağımsız ve özerk olmasına önemle vurgu yapılmaktadır. Türkiye’nin de üye olduğu GRECO (Yolsuzluğa Karşı Avrupa Devletler Topluluğu) uzmanları, yaptıkları denetimler sonucunda, denetlenen ülkelere anılan birimin kurulmasını önermektedirler. Avrupa Konseyi’nin Yolsuzlukla Mücadelede Rehber İlkeler (Guiding Principles for Fight Against Corruption) Avrupa Birliği’nin Aday Ülkelerde Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesine İlişkin On İlke (Ten Principles for Improving the Fight Against Corruption in the Candidate Countries) isimli deklarasyonları da bağımsız yolsuzlukla mücadele biriminin kurulmasını tavsiye etmektedir.

Yolsuzlukla mücadele sürecindeki en önemli ikinci aşama, “ulusal yolsuzlukla mücadele eylem planı”nın yapılmasıdır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Ofisi tarafından -Hollanda ve Norveç Dışişleri bakanlıklarının katkılarıyla- hazırlanan Yolsuzluğa Karşı Küresel Program (The Global Programme Against Corruption, Anti-Corruption Toolkit) isimli kitabın 141-146’ncı sayfaları arasında -tam altı sayfa- yolsuzlukla mücadele planlarının önemi ve evrensel özellikleri anlatılmaktadır. Türkiye’de de 57’nci ve 58’inci hükümetler döneminde kimi yolsuzlukla mücadele unsurlarını da içeren “Türkiye’de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi” ve “Acil Eylem Planı” isimli planlar yapılmışsa da, evrensel ilkelere uygun olarak bağımsız yolsuzlukla mücadele birimi tarafından hazırlanacak ve münhasıran “yolsuzlukla mücadele” konulu bir eylem planına halen ihtiyaç bulunmaktadır.

Sonuç olarak; -Avrupa Birliği 2004 yılı Türkiye Düzenlilik (İlerleme) Raporu’nun 29’uncu sahifesinde yer alan öneriye de uygun olarak- Anayasa’nın 112’nci maddesinde yazılı koordinasyon ve gözetim yetkisi dikkate alınmak suretiyle- Başbakanlık’la ilişkili; ancak bağımsız ve özerk bir ‘yolsuzlukla mücadele kurulu’ oluşturulmalı ve bu kurul tarafından; BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin -saydamlık, hukukun üstünlüğü, hesap verme sorumluluğu gibi “iyi yönetişim”in ana unsurlarına vurgu yapan- “Yolsuzluğa Karşı Önleyici Politikalar ve Uygulamalar” başlıklı 5’inci, -verimlilik, saydamlık gibi ilkelerle, liyakat ve eşitlik gibi nesnel ölçütleri içeren- “Kamu Yönetimi” başlıklı 7’nci, “Kamu Görevlileri İçin Davranış İlkeleri” başlıklı 8’inci, “Kamu İhaleleri ve Kamu Mali Yönetimi” başlıklı 9’uncu, “Kamuya Rapor Verme” başlıklı -idari usullerin basitleştirilmesi ve uygun araçlarla ilanı, bilgi edinme hakkının sağlanmasına ilişkin araçların tesisi, kamu yönetimindeki yolsuzluk riskleri hakkında periyodik raporlama gibi- yükümlülükler getiren 10’uncu, “Yargı ve Kovuşturma Hizmetlerine İlişkin Tedbirler”, “Özel Sektör” ve “Toplumsal Katılım” başlıklı 11, 12 ve 13’üncü maddeleri ile TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Raporu’nun “Bir Olgu Olarak Yolsuzluk : Nedenler, Etkiler Ve Çözüm Önerileri” başlıklı I. Kısmının “Sonuç” bölümünde yer alan öneriler çerçevesinde bir eylem planı hazırlanmalı; yani Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele alanındaki yol haritası çizilmelidir.

Şu hususu da belirtmekte yarar var: Bu mücadelede devletin alacağı önlemler tek başına yeterli olamaz. Özel sektör de kendi içinde hesap verilebilirliği ve saydamlığı sağlayacak süreç ve mekanizmaları kurmalı; sivil toplum kuruluşları, yolsuzluk konusunda kamu bilincinin yaratılması amacıyla yolsuzlukla mücadeleye ilişkin örgütsel eylem planları ve projeler hazırlamalıdırlar.