MAKALELER-27bakanlıküfettişleri'
(Fikret BİLA, Yönliyet, 25 Şubat 2005)
ADALET BAKANLIĞI TARAFINDAN HAZIRLANAN
YOLSUZLUKLA MÜCADELE KANUNUNU TASARI HAKKINDA
DEĞERLENDİRME NOTU
Giriş
“Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı” başlığıyla Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Tasarının; belirli suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında uygulanacak esas ve usulleri düzenlediği ve bu bağlamda,
Kanun kapsamına giren suçları belirlediği,
özel hukuk tüzel kişilerinin sorumluluğunu tesis ettiği,
modern soruşturma ve kovuşturma tedbirlerini öngördüğü,
dava zamanaşımı sürelerini uzattığı,
tedbirler, bildirim zorunluluğu, suçların ortaya çıkarılmasına yardımcı olanlar, yardım sağlayan kimselerin korunması, ikramiye, eğitim gibi hususları da ele aldığı
anlaşılmaktadır.
Arkaplan Bilgiler
Türkiye'de Saydamlığın Arttırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı
Bakanlar Kurulunun 12.01.2002 tarih ve 2002/3 sayılı Prensip Kararı ile kabul edilen “Türkiye'de Saydamlığın Arttırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı” ile;
Kamu hizmet sunumunda performans standartlarının oluşturulması,
Kamu kuruluşları ile kamu vakıf ve dernekleri arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesi,
Personel sisteminin iyileştirilmesi,
Bilgi edinme hakkının geliştirilmesi ve kamu yönetiminde saydamlığın arttırılması,
Sağlık sisteminin iyileştirilmesi,
Denetim sisteminin güçlendirilmesi,
Yargı sisteminin iyileştirilmesi,
Kara para aklama ile mücadelenin etkin hale getirilmesi,
Seçim kampanyalarının finansmanında hesap verilebilirliğin ve saydamlığın arttırılması,
Mal beyanında hesap verilebilirliğin arttırılması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi
hususları öncelikli amaçlar olarak tespit edilmiş; bu amaçların her biri için yapılması gerekenler, sorumlu kuruluşlar ve gerçekleşme zamanı da Bakanlar Kurulu Kararına ekli bir çizelgede belirlenmiştir.
Bu çizelgede “Yargı Sisteminin İyileştirilmesi” öncelikli amacı bağlamında;
“3628 ve 4208 sayılı Kanunlar kapsamında kalan davaların süratle sonuçlandırılması teminen mahkemelerin ihtisaslaşmanın sağlanması için bir yasa taslağı hazırlanarak TBMM'ne sunulması” ve
“Cumhuriyet Başsavcılığının gözetim ve denetiminde, suçları soruşturmak ve suçluları yakalamak, suç kanıtlarını toplamak ve adli makamlara teslim etmek üzere, güvenlik güçleri içerisinde uzmanlaşmış birimlerin oluşturulması”
tedbirleri için Adalet Bakanlığı sorumlu kuruluş olarak gösterilmiştir.
Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyon Raporu
Bu raporun Birinci Kısmının “Sonuç ve Öneriler” başlıklı Yedinci Bölümünde; “Yolsuzlukla mücadelede kuşkusuz ki en önemli unsurlardan biri de; devlet, özel sektör ve sivil toplum örgütleri arasındaki işbirliğin sağlanmasıdır. Bu mücadelede devletin alacağı önlemler tek başına yeterli olamaz. Özel sektör de kendi içinde hesap verebilirliği ve saydamlığı sağlayacak süreç ve mekanizmaları kurmalıdır. Sivil toplum örgütleri de yolsuzluk konusunda kamu bilinci ve yolsuzlukla mücadeleye ilişkin örgütsel eylem planları ve projeler hazırlamalıdırlar.
Yolsuzlukla mücadelenin üç ana unsuru olan; eğitim, önleme ve soruşturma birbirini tamamlayan süreçlerdir ve hiç birinin ihmal edilmemesi gereği, dünya deneyiminden çıkan somut bir sonuçtur” değerlendirmesi yapılarak öneriler Yasama, Yürütme ve Yargı alt başlıkları altında sıralanmıştır.
Yasama alt başlığı altında 13, Yürütme alt başlığı altında 35 ve Yargı alt başlığı altında 7 öneriye, kimileri soyut kimileri de somut biçimde öncelik sırası ve takvim belirtilmeksizin yer verilmiştir.
Konumuzu doğrudan ilgilendirmesi bakımından Yürütme alt başlığı içinde yer alan iki önerinin ve Yargı alt başlığı altındaki bir önerinin buraya alınmasında yarar görülmektedir:
“ 7.2.2.YÜRÜTME
7.2.2.3. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, yolsuzlukla mücadelede yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, sözkonusu kanunun özellikle mal bildirimi sürelerine ve denetimine ilişkin hükümlerinin uygulanabilir ve izlenebilir şekilde yeniden düzenlenmiş maddelerini, 4208, 2531 ve 1156 sayılı Kanunların revize edilmiş biçimlerini, Sermaye Piyasası Kanunu gibi özel kanunların yolsuzluk sayılan fiillere dair ceza hükümlerini, Türk Ceza Kanununun yolsuzluk kapsamında sayılabilecek düzenlemelerini, yolsuzluk fiillerinden elde edilecek gelirlerin zapt ve müsaderesi ile yargılama usullerini, muhbir ve tanık koruma programlarını ve konuyla ilgili tüm çağdaş hükümleri bir arada toplayacak ve böylece bu konudaki mevzuat dağınıklığını giderecek bir Yolsuzlukla Mücadele Kanunu tasarısı hazırlanmalıdır.
Sözkonusu tasarıda, yolsuzluk fiillerini ihbar edenlere ikramiye verilmesine ve faal nedamet haline etkinlik ve işlerlik kazandıracak düzenlemelere yer verilmesi hususu da düşünülmelidir.
7.2.2.4. Bir çok ülke mevzuatında suç sayılan:
Kayırmacılık, nüfuz suistimali, hediye ve ikram kabul etme, (Almanya Hessen Eyaletinin Hediye ve Mükafat Kabul edilmesine dair esaslarla ilgili 19 Aralık 1995 tarihli bilgi broşürü “ekler” bölümündedir.) sermaye piyasaları dışında da menfaat temini amacıyla dahili bilginin üçüncü kişilere sızdırılması ve sebepsiz zenginleşme fiillerine,
27.1.1999 tarihli Avrupa Konseyi Yolsuzluklarla Mücadeleye İlişkin Ceza Hukuku Sözleşmesinin 14 üncü maddesinde belirtilen “yolsuzluk fiillerinin işlenmesi, gizlenmesi veya üstünün örtülmesi için,” “yanlış veya eksik bilgiye dayalı bir fatura ya da herhangi bir muhasebe belgesini düzenlemek ya da kullanmak”, “yasalara aykırı bir biçimde herhangi bir ödeme kaydının yapılmaması” gibi muhasebe suçlarına ve
Özel sektördeki aktif ve pasif rüşvet suçlarına
İlişkin olarak hazırlanacak, “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu”nda “ yolsuzluk eylemleri ” başlığı altında yer verilmelidir.
7.2.2.32. Orta öğretimde yolsuzlukla mücadele konusu müfredata alınmalı ve bu konuda kompozisyon yarışmaları düzenlenmelidir.
7.2.2.33. 1 Ocak 2002 tarihinden bu yana Slovakya Polis Akademisi'nde uygulandığı gibi, ülkemizde de Polis Koleji, Polis Akademisi ve TODAİE'nin ders programları arasına “yolsuzlukla mücadele” konusu alınmalıdır.
7.2.2.34. Afiş, karikatür, bilgisayar destekli proje yarışmaları, kısa metrajlı televizyon filmi, atölye çalışmaları gibi etkinliklerle halkın yolsuzluklara karşı duyarlılığı arttırılmalıdır. Bu konuda görev, öncelikle sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya düşmektedir.
7.2.2.35 . Memur ve diğer kamu görevlilerinin yolsuzlukla mücadele konusunda hizmet içi eğitimlerine yönelik olarak Devlet Personel Başkanlığınca gerekli plan ve programlar yapılmalıdır.
7.2.3. YARGI
7.2.3.7. Yargının yolsuzluklarla mücadelesine etkinlik ve ivme kazandıracak aşağıdaki yasal değişiklikler gerçekleştirilmelidir :
-4208 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin 11 inci bendindeki MASAK tarafından araştırma ve inceleme için görevlendirilebilecek denetim elemanları arasına Gümrük Müfettişleri ve Gümrük Kontrolörleri de alınmalıdır.
-TCK'nun 240 ıncı maddesi yeniden düzenlenmeli ve bu maddedeki cezaların devlete verilen ekonomik ve maddi zararlarla orantılı olarak artırılmasını temin edecek değişiklikler yapılmalıdır.
-Yolsuzlukla ilgili suçlarda yaptırımlar caydırıcı hale getirilmeli, zamanaşımı süreleri soruşturulma ve kovuşturulmalarına yetecek kadar uzun tutulmalı ve zamanaşımını durduran sebepler yeniden belirlenmelidir”.
TÜSİAD tarafından Sosyal Araştırmalar Merkezi'ne hazırlattırılan “Kamu Reformu Araştırması”
Aralık 2002 tarihinde yayımlanan Kamu Reformu Araştırması Raporunda;
Türkiye'de toplumun kamu yönetimine, kamu kurumlarına ve kamu hizmetlerine ilişkin algılaması çerçevesinde bir reform gereksinimin hangi alanlarda odaklandığını,
Kamunun bir reform ölçeğinde yeniden yapılanması yönünde toplumda ne ölçüde güçlü bir istem bulunduğunu,
Bir reform projesinin olası gündeminde yer alabilecek çeşitli yeniden düzenleme seçeneklerine ilişkin kamuoyu tercihlerini
Saptamak üzere Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından bir kamuoyu araştırması yürütülmüş olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu kamuoyu araştırması meseleyi;
Yönetim ve Yönetişimin Kalitesinin Algılanması
Kamu Kurumlarından ve Hizmetlerinden Memnuniyet
Yolsuzluk Algılaması
Kamu Yönetimi ve Yönetişim Reformuna İlişkin Tercihler
Ana başlıkları çerçevesinde irdelemiştir.
Raporun Özet bölümündeki bulgulardan ve değerlendirmelerden hareketle, “Yolsuzluk Algılaması” ana başlığı altındaki tespitlerden önemlilerini aşağıya almakta yarar görülmektedir:
“Genel Olarak Yolsuzluk Algılaması”
“…toplum ‘yolsuzluk' kavramını öncelikle, ister kamu yönetiminde ister onun dışında olsun özel çıkarları için toplumun ortak kurallarının çiğnenmesi olarak anlamlandırmaktadır. Yolsuzluk öncelikle bir toplumsal kirlenme, daha sonra kamu görevlilerinin ve kamu yönetiminin kirlenmesi olarak algılanmaktadır.
Daha önemlisi, özel çıkarlar için toplumun ortak kurallarını çiğneme eğilimi anlamında toplumsal kirlenmenin, bütün toplumda geniş ölçüde yayılmış olduğu yönünde çok güçlü bir kanaat vardır. Toplumu oluşturan bireylerin büyük çoğunluğu, kendileri dışındaki çoğunluğun kişisel çıkarları için toplumun ortak kurallarını çiğnemeye hazır olduğunu düşünmektedir. Bu bulgu toplumda derin bir güven bunalımına işaret etmektedir”.
“Kamu Kurumlarında Yolsuzluk ve Rüşvet Algılaması”
“Yurttaşlar rüşvet uygulamasını “büyük yolsuzluk” türlerine yakın ölçüde ülke için zararlı gördükleri halde, kendilerinden rüşvet talep edildiğinde her durumda bunu ihbar edeceklerini belirtenlerin oranı ancak beşte üçü bulmaktadır. Bu bulgu, Türkiye'de devletin rüşvetle mücadelede yurttaşların aktif desteğinden yararlanması olanağının verili koşullarda bir hayli sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır.
Kendilerine yönelik rüşvet talibini ihbar etmeyeceklerini söyleyenlerin yarıdan çoğu ‘ihbar etseler de sonuç çıkmayacağını, üstelik kendilerinin işlerini yaptıramadıklarıyla kalacaklarını' düşünmektedir. Yaklaşık dörtte biri ise ihbar etmeleri halinde ‘başlarına daha büyük iş açılacağı' kanısındadır.
Kamuoyuna göre Türkiye'de yolsuzlukla mücadelede en çok etkili olabilecek iki yöntem –birbirlerine eşit ağırlıklarda- ‘yolsuzluk yapanların teşhir edilmesi' ile ‘halkın yolsuzluklar konusunda eğitilmesi ve aydınlatılması”dır.
Bu ilk iki yöntemin hemen arkasından ‘partilerin para kaynaklarının denetim altına alınması' gelmektedir. Bu konuya verilen önem, kamuoyu algılamasında genel olarak siyasetçiler ve siyasal sistem ile yolsuzluk arasında kurulan yakın ilişkiyi yansıtmaktadır”.
Değerlendirmeler
Genel Gerekçeden Tasarının yolsuzlukla mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Uluslararası sözleşmelerden ve “ Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyon Raporu” dan hareketle hazırlandığı anlaşılmaktadır.
Genel Gerekçede şeklen yürürlükte bulunan Bakanlar Kurulunun 12.01.2002 tarih ve 2002/3 sayılı Prensip Kararı ile kabul edilen “Türkiye'de Saydamlığın Arttırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Eylem Planı”na herhangi bir atıfta bulunulmamaktadır. Keza, yukarıda sözü edilen Meclis Araştırma Komisyonu Raporuna dayalı olarak hükümetçe hazırlanan ve öncelikleri ve takvimi gösteren bir eylem planı söz konusu değildir.
Dolayısıyla, Tasarıyla getirilen önlemlerin Yolsuzlukla Mücadele gibi kapsayıcı ve bütünsel bir savaşım içindeki yeri ve önceliği tam olarak anlaşılamamaktadır.
Gerekçede daha çok uluslararası sözleşmelere ve hukuki tespitlere dayanılmaktadır. Bu nedenle, ihbar ve ikramiye verilmesi gibi bazı önlemlerin hangi sosyolojik referanslara göre şekillendirildiği bilenememektedir. Keza, Gerekçede Tasarının getirdiğine benzer önlemlerin başka ülkelerde ne gibi sonuç doğurduğuna, bunların bizim ülkemiz için ne ölçüde esin kaynağı olabileceğine ilişkin ipuçlarına rastlanılmamaktadır.
Önce ilkelerin tartışılıp, olgunlaştırılmasından sonra bunların tasarılara yansıtılması yerine, madde formülasyonları yapılıp fikri üretimin buna dayandırılması alışkanlığı bu Tasarıda da kendini göstermektedir ve bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.
Tasarı “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı” olarak adlandırılmıştır. Oysa, Amaç başlıklı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, yolsuzluklarla etkili mücadele çerçevesinde, Kanunda belirtilen suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında uygulanacak esas ve usulleri belirlemektir” denilmekte olduğundan, Tasarının “Bazı Suçların Soruşturulmasında ve Kovuşturulmasında Uygulanacak Esas ve Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı” biçiminde isimlendirilmesi hem uygun düşecek hem de yanlış imaj oluşturulması önlenmiş olacaktır.
Kaldı ki, Eğitim başlıklı 11'nci madde de Tasarının “Yolsuzlukla Mücadele Kanun Tasarısı” şeklinde isimlendirilmesine yetmemektedir.
Tasarının düzenlediği “ihbar” ve “ikramiye” gibi konuların bizim toplumuzda ne derece işlerlik kazanacağının ve bizim toplumumuza ne ölçüde uygun düşeceğinin ciddi biçimde tartışılması gerekmektedir. Adli vakalardaki veri ve bilgilerin ve uygulayıcıların kanaatlerinin konunun aydınlanması açısından önemli olduğu aşikardır. Bu tür veri ve bilgilerin kamuoyunun istifadesine sunulması da, kuşkusuz, yararlı olacaktır.
Yurttaşların eğitimi ve toplumun aydınlatılması meselesi yasal bir düzenleme ile hemen çözüme kavuşturulabilecek bir mesele olarak görülmemeli ya da basit bir eğitim programının icrası şekilde algılanmamalıdır. Eğitimin ahlaki değerlerin özümsetilmesini içeren ve medyayı, sivil toplum örgütleri gibi toplumun bütün kesimlerini kucaklayan toplumsal seferberlik işi olduğu akılda çıkarılmamalıdır.
Saygıyla Arzolunur.
Sacit Yörüker
Baran Özeren la@milliyet.com.tr
|