|
SAYIN BAŞBAKANIMIZA YAZIMIZ
Sayı
:20808/04-01 20/01 / 2004
Konu
:
Sayın
Başbakanım,
Başbakanlık
Müfettişlerince Başkanlığımıza intikal ettirilen 3056 sayılı
Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede
değişikliği öngören “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” taslağına göre
Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun tasfiyesi ve Teftiş Kurulu Başkanı
ile Başmüfettiş, Müfettiş ve Müfettiş Yardımcılarının Devlet
Personel Başkanlığında oluşturulan “havuz”dan diğer kamu kurum
ve kuruluşlarına nakli öngörülmektedir.
Bu aşamada, öncelikle açıklanması gereken husus Başbakanlık
Teftiş Kurulu’nun yapısı ve fonksiyonel özellikleridir.
Başbakanın görev ve sorumluluğunu düzenleyen Anayasa’nın 112
nci maddesinde;
“Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, Bakanlıklar
arasındaki işbirliğini sağlar, Hükümetin genel siyasetinin
yürütülmesini gözetir.
Başbakan, Bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun
olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzenleyici önlemleri
almakla yükümlüdür.”
Hükmü, Başbakanın denetimi de kapsayan üst gözetim yetki ve
sorumluluğunu belirlemiştir.
Bu hüküm muvacehesinde, Başbakanın diğer Bakanlıklar üzerinde
gözetim ve denetiminde görülen zaafiyetin, yetki eksikliğinin
giderilmesi, Bakanlıkların üst düzey personelini ve Bakanları
da ilgilendirebilen, geniş boyutlu, organize, kurumsal, uluslar
arası nitelikli konularda araştırma, inceleme ve soruşturmaları
yapmak,
Denetim sistemindeki aksaklıkları gidermek, prensipler oluşturmak,
ülke bazında Bakanlık, Müsteşarlık ve Genel Müdürlük Teftiş
ve Denetim Kurullarını koordine etmek,
Gerektiğinde Başbakanların ve hükümetlerin uygulamak istedikleri
program, politika ve stratejilerin oluşmasına ve tatbikatına
katkı sağlamak, kurumsal üst danışmanlık hizmeti vermek, öncelikle
Başbakanlık olmak üzere Devlete üst düzey kamu yönetim kadrosu
yetiştirmek düşünce ve gerekçeleriyle doğrudan Başbakana bağlı,
tüm Teftiş Kurullarının yetkisini haiz ve ayrıca kendisine
verilen konularda düzey itibariyle Başbakan yetkisi kullanabilen
Başbakanlık Teftiş Kurulu 1984 yılında kurulmuştur.
Konuyla
ilgili TBMM Genel Kurul tutanaklarının tetkikiyle de görüleceği
üzere, Başbakanlık Teftiş Kurulunun kuruluş gerekçesi, Başbakanın
diğer Bakanlıklar üstündeki gözetim ve denetim yetkisini bir
denetim birimi aracılığıyla kullanma ihtiyacının doğal sonucudur.
Yani, Başbakanlık Teftiş Kurulu, Anayasanın 112 nci maddesi
uyarınca Başbakanın gözetim ve denetim yetkisini bilvasıta
icra mevkiinde bütçe boyutlu önemli yolsuzlukların direnç
noktasını oluşturan bir üst denetim (supreme audit) birimidir.
Başbakanlık
Teftiş Kurulu, 1987 yılından bu yana Devlet’e son derece önemli
hizmetlerde bulunmuş; Susurluk, Nesim Malki, Kızılay, Neşter,
Beyaz Enerji, Türk Dil Kurumundaki Akrep Operasyonu, Emlakbank,
Kalkınmada Öncelikli Yöreler gibi kamuoyunu yakından ilgilendiren
bir çok önemli soruşturmayı yürütmüş olup, halen de TBMM Yolsuzlukları
Araştırma Komisyonunca talep edilen 35 ayrı konuda soruşturmaları
yürütmektedir.
Başbakanlık Teftiş Kurulunda halen 13 Başmüfettiş, 10 Müfettiş
ve 8 Müfettiş Yardımcısı görev yapmaktadır. Tamamı denetim
mesleğine çok ağır yazılı ve sözlü sınavlarla intisap ettikten
ve 3 yıllık yetişme döneminden sonra çok zorlu yeterlik sınavı
sonucu müfettişliğe atanmışlardır. Başbakanlık Teftiş Kurulunda
görev yapan Müfettişler ülkemizin en güzide üniversitelerinin
seçkin bölümlerinden başarıyla mezun olmuşlardır. Ayrıca Başbakanlık
Merkez Teşkilatı personeli için düzenlenen yönetmelik hükümleri
uyarınca yapılan değerlendirmeler sonucu 3 Başbakanlık Müfettişi
emsalleri arasında en yüksek puanları alarak yurtdışında lisans
üstü eğitim yapmaya hak kazanmışlardır. Her üç müfettiş de
şu anda ABD’de de master eğitimlerine devam etmektedirler.
16 Başbakanlık Müfettişi -bir kısmı çok iyi derecede olmak
üzere- iyi derecede yabancı dil bilmektedir. Bir Başmüfettişimizin
BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi görüşmeleri sırasında gündeme
getirdiği ve sözleşme metnine de alınan önerilerinden biri
olan “özel sektörde zimmet” önerisi uluslararası hukuk literatürüne
girmiş; basında da yer alan bu öneriden Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Sn. Abdullah GÜL övgüyle söz etmişlerdir.
2002 yılı Şubat ayı içinde AB Komisyonu uzmanlarıyla Brüksel’de
“Kara Paranın Aklanmasıyla Mücadele” konulu bir toplantı yapılmış;
bu toplantıya 4 Başbakanlık Müfettişi iştirak etmiş; Türk
delegasyonunun başkanlığını bir Başbakanlık Başmüfettişi üstlenmiştir.
Türk delegasyonunun bu hazırlık toplantısındaki başarısı üzerine,
hazırlık toplantısında konuyla ilgili gerekli açıklamaların
yeterince yapıldığı gerekçesiyle bir ay sonra yapılan alt
komite toplantısı gündeminden “kara paranın aklanması” konusu
çıkartılmıştır. Bir çok müfettişimiz, yurt içinde ve yurt
dışında çok sayıdaki kültürel ve bilimsel etkinliğe; oturum
başkanı, konuşmacı veya delege olarak katılmaktadırlar. Çok
sayıda Başbakanlık müfettişi, TBMM’de kurulan araştırma komisyonlarında
görev almışlardır. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu
da bunlar arasındadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, böylesine nitelikli, birikimli
ve deneyimli bir kadro olan Başbakanlık Müfettişlerinin onurları
rencide edilerek, sıradan bir memur gibi nakil ve bir anlamda
tasfiyelerinin öngörülmesi son derece yanlış ve haksız bir
uygulama olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca, tamamı Danıştay kararlarına göre kariyer kabul edilen,
denetim mesleğine sınavla intisap etmiş Başbakanlık müfettişlerinin
Anayasal kazanılmış kariyer, meslek ve unvanlarının ellerinden
alınmasının ciddi bir hukuk ihlali olacağı açıktır.
Başbakanlığa bağlanan, ilgilendirilen, ilişkilendirilen veya
özelleştirme nedeniyle Özelleştirme İdaresinin portföyüne
alınan kuruluşların müsteşarlarının, genel müdürlerinin ve
yönetim kurulu üyelerinin adli ve inzibati suçları ile ilgili
soruşturma ve imtiyazlı şirketler ile bankalar boyutlu bilhassa
organize nitelik arz eden tahkikatları yapabilecek tek yeterli
ve tecrübeli teknik organ Başbakanlık Teftiş Kuruludur. Başbakanlığa
bağlı ve ilgili kuruluşların ve bakanların talebi halinde
tüm bakanlıkların müsteşarları, başkanları, genel müdürleri
ve yönetim kurulu üyeleri hakkında 4483 sayılı Memurların
ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun
uyarınca sadece Başbakanlık Müfettişlerince soruşturma yapılabilmesi,
Danıştay 2 nci Dairesinin kararlarından ve uygulamadan doğan
bir zorunluluktur. Hatta Danıştay 2 nci Dairesinin son kararlarına
göre Bakanlık müfettişleri hakkındaki soruşturmalar da Başbakanlık
müfettişlerince yapılmaktadır. Kapsamlı ve uzmanlık isteyen
soruşturmalar bizzat Bakan veya Müsteşar tarafından yapılamayacağına
göre diğer Bakanlıklardaki bir kısım görevlilerin 4483 sayılı
Yasa kapsamındaki suçları yönünden Başbakanlık Teftiş Kuruluna
her zaman ihtiyaç duyulacağı açıktır. Çünkü, malumları olduğu
üzere 4483 sayılı Kanun, Anayasanın 129 ncu maddesi hükmü
gereğidir.
Başbakanlık veya Devlet Bakanlıkları ile ilişkilendirilen
üst kurulların başkan ve üyelerinin görev suçları ile ilgili
olarak haklarında kovuşturma yapılabilmesi ilgili Bakanın
iznine bağlıdır. Bu kararı Başbakan veya Başbakan adına Devlet
Bakanı aldığına göre takibat izni verilmeden önce bir idari
soruşturma yaptırılması takdir yetkisinin objektif olarak
belirlenmesi için gereklidir. Bu soruşturmanın da Başbakan
adına görev yapan bir denetim birimi eliyle yürütülmesi işin
doğası gereğidir.
Kamu İdari yapımızda çok etkili bir yer işgal eden Devlet
Bakanlıklarının teftiş ve denetim birimleri bulunmamaktadır.
Bu bakanlıklara bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların
denetimi Başbakanlık Müfettişlerince yapılmaktadır. Üst Kurulların
denetimi ve Futbol Federasyonunun teftişi verilebilecek örnekler
arasındadır. Futbol Federasyonunun Başbakanlık Teftiş Kurulunca
denetlenmesi 3813 sayılı Kanunun 31 inci maddesi hükmü gereğidir.
Başbakanlık Teftiş Kurulu 57 nci hükümet döneminde sayısı
18 olan, 58 ve 59 uncu hükümet dönemlerinde sayısı 7 olan
Devlet Bakanlığının teftiş ve soruşturma yükünü tek başına
üstlenmiş ve halen de bu görevi fiilen yapmaktadır.
Dolayısıyla, 3056 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde yazılı
diğer fonksiyonları bir tarafa bırakılsa bile; Başbakanlık
merkez birimleri, teftiş kurulu bulunmayan bağlı, ilgili ve
ilişkili kuruluşlar ve Devlet Bakanlıkları yönünden denetim
fonksiyonu ve sadece Başbakanın veya Devlet Bakanlarının izniyle
yürütülebilecek soruşturma görevleri açısından dahi Başbakanlık
Teftiş Kurulu gerekli ve zorunlu bir denetim birimi olarak
karşımıza çıkmaktadır. Kaldı ki, bize göre Başbakanlık Teftiş
Kurulunun en önemli işlevi 20 nci maddenin (a) bendinde ifadesini
bulan genel denetimin koordinasyonunu sağlamak, prensiplerini
tespit etmek, yani standart koyma görevidir. Örneğin 1993/12
sayılı Başbakanlık Genelgesiyle Uluslararası Denetim Standartlarına
paralel standartlar saptanarak Bakanlıkların ve kuruluşların
teftiş kurulu tüzüklerinin ve yönetmeliklerinin genelgeye
uygunluğu sağlanmıştır. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı,
diğer bakanlıkların teftiş kurullarının yetkisizlik, ihtilaf
ve taraf iddiası ile gündeme getirdikleri yüzlerce konuyu
çözüme kavuşturmuş, önem arz eden konularda Mahkemelerce verilen
bilirkişilik görevini üstlenmiştir. 4483 sayılı Kanunun uygulanmasına
yönelik olarak Başbakanlık Teftiş Kurulunca hazırlanan 07.02.2000
tarihli 166 sayılı Genelge, şu anda söz konusu Kanunun uygulanması
yönünden temel bir belge niteliğindedir. Ayrıca, denetim ve
soruşturma kavramlarıyla ilgili her konuda Başbakanlık Makamına
danışmanlık yapmak da Başbakanlık Teftiş Kurulunun görevleri
arasındadır. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başbakanlara/Hükümetlere
projeksiyon sunma bilgi ve tecrübe düzeyine sahiptir.
Başbakanlık Teftiş Kurulunca sadece 2003 yılında Makamlarından
208 adet başlangıç “OLUR”u, 111 adet Rapor kapanış “OLUR”u
alınmış, 61 adet 4483 sayılı Kanun kapsamında Ön İnceleme
sonuçlandırılmıştır. Yüzlerce iş de Makamlarından “OLUR” alınmaksızın
Başkanlığımızın “derkenar” emirleriyle ikmal edilmiş, bazıları
idari işlem kapsamında sonuçlandırılmıştır.
Başbakanlık Teftiş Kurulunun sadece 2003 yılında yürüttüğü
inceleme ve soruşturmalar arasında; Pamukbank ve Demirbank
soruşturmaları, (2) Başbakanlık Müsteşarı, bir (eski) Devlet
Bakanı, bir (eski) Sağlık Bakanı, (eski) Enerji Bakanı, hakkında
yapılan soruşturmalar, Diyanet İşleri Başkanlığı, TRT, TEKEL,
Rekabet Kurumu, Türk Telekomünikasyon Kurumu, İller Bankası
ve Merkez Bankası’nın işlemleriyle ilgili inceleme ve soruşturmalar
sayılabilir.
Bu
kapsamda Başbakanlık Müfettişlerince BDDK, SPK, İMKB ve Merkez
Bankası kurumları nezdinde yürütülen İMAR BANKASI SORUŞTURMASI
ise kurulumuz tarafından koordine ve ikmal edilmeye çalışılan
önemli konulardan birisidir.
1996 yılından bu yana Türk Hava Yollarının dış bürolarının
teftişi nedeniyle Devlete getirilen toplam yük 165.760 USD
olduğu halde, sadece İsviçre (Basel) Genel Satış Acentasıyla
ilgili soruşturma nedeniyle Devlet’e kazandırılan tutar 476.775
USD’dir. Yani toplam denetim maliyetinin yaklaşık üç katıdır.
Berlin Satış Müdürlüğünün teftişi sırasında saptanan ve Alman
Mahkemelerine intikali sağlanarak takibe alınan kurum zararı
1.810.669 DM, Frankfurt Avrupa Başkanlığı nezdinde THY’ye
Almanya tarafından haksız uygulandığı tespit edilen ve mahkemeye
intikali sağlanan ceza miktarı 6 Milyon DM’dir. Tel Aviv Satış
Müdürlüğünün teftişi sırasında ortaya çıkarılan kurum zararı
71.080 USD’dir.
Ayrıca, dosyası Anayasa uyarınca TBMM’ye intikal ettirilen
AKTAŞ Elektrik A.Ş’nin devlete vermiş olduğu 1.4 Katrilyon
(TL) zararın tespiti ve soruşturması Başbakanlık Müfettişlerince
sonuçlandırılmıştır. Keza, Kurulumuz Müfettişlerince Telekomünikasyon
Kurumunda 2003 yılında yapılan denetimlerde bir banka hesabında
bloke edilen (150-254 Trilyon TL)’nin Hazineye intikali sağlanmış
ve GSM Operatör İşletici Firmalara abone sayılarının bildiriminden
doğan farklılık nedeniyle toplam 75 Trilyon TL ceza uygulanmıştır.
Makamlarının özellikle kamuoyuna yaptığı açıklamada da yer
alan, Türk Telekom ile GSM Operatörleri arasındaki ara bağlantı
sözleşmesi uyarınca, Türk Telekom aleyhine oluşan asimetrik
paylaşım kaybı sonucu 600 Milyon USD’nin İdare lehine kazandırılması
amacıyla açılan davanın başlatılması, bu konuda Başbakanlık
Müfettişlerinin düzenlemiş olduğu raporla gündeme gelmiştir
Bu örneklerin çoğaltılması mümkün olmakla birlikte, özünde
Başbakanlık Müfettişlerinin özverili çalışmalarının olduğu
yadsınamaz bir gerçektir.
Bu çalışmalar geçmiş hükümetler döneminde de yürütülmüş, özellikle
“Türkiye’de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin
Geliştirilmesi Eylem Planı” nın hazırlanması sürecinde Başbakanlık
Teftiş Kurulu etkin rol almıştır. Hükümetiniz döneminde de
bu çalışmaların devamı niteliğinde olan “Türkiye’de Saydamlığın
Artırılması ve Etkin Yönetimin Geliştirilmesi Komisyonu”nun
çalışmalarına yardımcı olmak ve gerekli hazırlıkları yürütmek
amacıyla bir Teknik Kurul oluşturulmuş ve bu kurulun başkanlığını
Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanının yürütmesi 2003/50 sayılı
Başbakanlık Genelgesi ile uygun görülmüştür.
Öte yandan, Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun mevcudiyeti, öncelikle
üst düzey yöneticiler için bir güvencedir. Çünkü, yapılan
inceleme ve soruşturmalar sonucunda Başbakanlık Teftiş Kurulu’na
intikal ettirilen iddiaların, yaklaşık %90’nın gerçek dışı
olduğu saptanmaktadır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın
2003 yılı içindeki dosya sayısı 100 binin üzerindedir. Dolayısıyla,
Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun süzgecinden geçmeden, iddiaların
tümünün Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettiği düşünülürse,
bu kadar iş yükü arasında Savcılığa intikal eden iddiaların
yeterince incelenmeden davaların açılacağı, böylece mahkemelerde
vaki olacak zaman, moral ve motivasyon kaybı nedeniyle üst
yönetimin karar alma mekanizmasının nasıl zaafa uğrayacağı
açıktır.
Gerek Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının hazırlanma aşamasında,
gerekse 3056 sayılı Kanunun değiştirilme çalışmaları sırasında
-her iki çalışma da denetime ilişkin düzenlemeler içerdiği
halde- 3056 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (a) bendi hükmüne
rağmen, Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun görüşüne başvurulmamıştır.
Ülkemizde
adeta kurumsal ve sektörel boyut kazanan yolsuzluğun önlenmesinde
önemli fonksiyon icra eden, tüm bakanlıklar, diğer kurum ve
kuruluşlar ile özel sektör ilgililerinin de dahlinin bulunduğu
yolsuzluk konularının araştırılması ve soruşturulmasında,
denetimin koordinasyonunda ve sonuçlandırılmasında son derece
önemli görev ifa eden Başbakanlık Teftiş Kurulunun mevcudiyetinin
muhafazası gerektiği düşünülmektedir.
Mali Kontrol Yasasında öngörülen işlem kontrolü boyutlu İç
Denetim müessesesinin ve Anayasanın 160.maddesinde açıklandığı
üzere, TBMM’nin Denetim fonksiyonunun bir parçası olarak yalnız
genel ve katma bütçeli kuruluşların işlem ve faaliyetlerinin
hesap sonucunu inceleme ve hükme bağlama yetkisi bulunan Sayıştay’ın
mevcut Anayasa Hükümlerine rağmen anılan Denetim ve soruşturma
görevini yerine getirmesi mümkün görülmemektedir. Kaldı ki
İNTOSAİ üyesi dünya Sayıştaylarından hiçbirisinin soruşturma
yetkisi ve yükümlülüğü söz konusu değildir.
Bu itibarla;
Kurulumuzca
yerinde yapılan araştırmalarda, ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde
de teftiş kurullarının mevcut olduğu anlaşıldığından,
3056 sayılı Kanunda değişiklik çalışmalarını yapan Komisyona
ve Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılandırma Danışma Kuruluna
bir Başbakanlık Başmüfettişinin de dahil edilmesi ve Kamu
Yönetimi Temel Kanununun “denetim”e ilişkin hükümlerine dair
ekteki “taslak” metnin değerlendirmeye alınması hususunda
talimatlarını ve delaletlerinizi saygılarımızla arz ederiz.
R.Bülent TARHAN Ahmet MUTLU
Başkan Genel Sekreter
Ek:
(1) Taslak Metin
ADRES:
GMK
Bulvarı No: 122/6 Maltepe-Çankaya/ANKARA
|