|
BAŞBAKANLIK MÜFETTİŞLERİ
DERNEĞİ SORUYOR :
1) ABD’nin tüm eyaletlerinde ve AB ülkelerinin
hemen hemen tamamında soruşturma fonksiyonuna veya departmanına
haiz teftiş kurulları varken, AB’ye girme uğraşı veren bir
ülke için teftiş kurullarının tasfiyesinin amacı nedir?
2) Teftiş kurullarının tasfiyesi halinde idari soruşturmaları
kimler yürütecektir? Türkiye’de Susurluk’tan Nesim Malki’ye,
Türk Dil Kurumu’ndaki Akrep Operasyonundan, Neşter Operasyonuna,
İmar Bankası soruşturmasına kadar önemli soruşturmalar Teftiş
Kurulları eliyle yürütülmüştür. Bunları kim yapacaktır? Bazı
çevreler bu soruyu “Sayıştay” olarak yanıtlamaktadır Dünyada
soruşturma işlevi olan bir tek Sayıştay örneği var mıdır?
Ayrıca yönetimin bir fonksiyonu olan soruşturma ve teftiş
fonksiyonlarının yasama adına görev yapan Sayıştay’a verilmesi
Anayasanın “kuvvetler ayrılığı” prensibine aykırı olmayacak
mıdır?
3) Bir yandan teftiş kurulları kaldırılırken, Adalet Bakanlığınca
hazırlanan “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı”nda savcılarla
müfettişler arasında işbirliğini öngören hükümlere yer verilmesi
çelişki değil midir?
5) Şu anda Meclis Komisyonlarında dahi çok sayıda müfettişin
uzmanlığından yararlanılırken, bu nitelikli ve birikimli kaynağın
heba edilmesinin Türkiye’ye ne yararı olacaktır? “Heba etmeyeceğiz”
deniliyorsa bu kaynaktan nasıl yararlanılacağı ve kariyer
bir hizmet sınıfının mensupları olan denetim elemanlarının
statü hukukundan kaynaklanan kazanılmış haklarının nasıl korunacağı
net olarak açıklanmalıdır.
6) Tasarı taslağını hazırlayan Komisyonda kariyerden gelen
bir tek müfettiş dahi görev almamıştır.? Başbakanlık Teftiş
Kurulu ve diğer kurullar ile denetim elemanlarının en önemli
sivil toplum kuruluşu olan DENETDE’de tasarının hazırlanması
aşamasında niçin görüş alınmamıştır?
7) Tasarıya en güçlü desteği verenlerden TEVES ve TÜSİAD dahi
teftiş kurullarının kapatılmasına şiddetle karşı çıkıyor.
(TESEV’in web sayfasında Sayın Ferhat EMİL’in yazısına bakılabilir.)
O halde bu ısrar niye?
8) Tasarıya göre, sadece özel sektör ve mahalli idareler üzerindeki
denetime yönelik denetim birimleri de ana hizmet birimi olarak,
yani müsteşar yardımcılarına bağlı bir birim olarak öngörülüyor.
Fonksiyonel bağımsızlığı yok edilmiş bir denetimden ne fayda
umuyorsunuz?
9) Anayasanın 129 ncu maddesinin 6 ncı fıkrasında yer alan:
“Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia
edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla
belirlenen istisnalar dışında kanunun gösterdiği idari merciin
iznine bağlıdır” hükmü doğrultusunda;
-Kamu Görevlileri ile ilgili iddiaların doğruluğunun tespiti
aşaması ve bu iddiaların suç teşkil ettiğinin belirlenmesi
durumunda Savcılığa sevki aşamalarının yerine getirilmesi
için görevlendirilen Teftiş Kurullarının kaldırılması durumunda
bu görevi hangi birim ve kim yerine getirecektir?
-Bu Kurullar kaldırıldığına göre Kamu Görevlileri Hakkında
yapılacak olan her türlü ihbar ve şikayetler doğrudan savcılığa
mı gönderilecektir? Eğer durum böyle ise Savcılığın yoğun
iş yükü içerisinde konusu suç teşkil etmeyen şikayet ve ihbarlar
kısa sürede nasıl değerlendirilip sonuçlandırılacaktır? Bu
durum aynı zamanda Yargının İdareye müdahalesini de beraberinde
getirmeyecek midir? Böylece Anayasaya aykırı bir durum söz
konusu değil midir?
-Bu şikayet ve ihbarların idare içerisinde araştırılıp sonuçlandırılmasının
Anayasa hükmü doğrultusunda kaçınılmaz olduğu göz önüne alındığında
idare içerisinde uzman olmayan kişilerce bu işlemlerin sonuçlandırılması
ne derece sağlıklıdır?
-Bu şikayet ve ihbarların tarafsız ve uzman olan kişilerce
incelenip sonuçlandırılması gerektiği ortada iken birim amirlerince
bu durumun araştırılması ve sonuçlandırılması ne derece isabetlidir?
-Yıllarca, bu şikayet ve ihbar dilekçelerini ceza ve disiplin
hukuku mevzuatı açısından inceleyerek yetişmiş ve uzmanlaşmış
olan müfettişler yerine bu konuda bilgi birikimi ve deneyimi
bulunmayan Sayıştay görevlileri yada diğer kişilerce bu işlemlerin
yerine getirilmesi nasıl mümkün olacaktır?
|